
Hayatimizdaki 'the one' kavramini sorgulayan bir film daha...
Belki klise bir konu ama bence cok renkli bir film olmus..Sevdim..:)
Uzun zamandir hakkinda yazak istedigim ama vakit bulamadigim bir filmden bahsedecegim bugun..
Ilk gune ozel bir ilk film var aklimda. La Maison en Petits Cubes, bu sene animasyon dalinda oskara layik gorulen film..Oskar odul torenini izlemeden once bu film hakkimda en ufak bir bilgim bile yoktu tabii ki..Ama oskari almak icin sahneye gelen japon yonetmenin tavirlari bu film ustunde iyice merak uyandirdi bende. Aslinda (ne yazik ki) sasirilacak bir sey yoktu ve belki kendim burada bir 'uzayli' iken boyle bir yorum yapmam cok yanlis ama maalesef gercekler boyle. Sirin bir sekilde sahneye cikan yonetmen pek ingilizce konusamadi, insanlar gulduler ve burukta olsa benim de yuzumde bir gulumseme olustu. Ertesi gun buradaki Tv showlarindan birinde yonetmenle acikca dalga gecen bir adam: konusmasindan tek anladigim sey "Domo arigato" cumlesi oldu, dedi...Ama bu sabah filmi izledigimde icime dokundu..Cizimlerden, filmin yonetiminden falan anlamam ama gercekten cok etkilendim..Biraz da hayiflandim aslinda..Yonetmenin konusmasiyla dalga gecen bu adam, onun yapabildiklerinin yarisini yapabilecek yetenekte bir insan mi acaba diye..Uzun lafin kisasi firsatiniz olursa mutlaka izleyin..Kisacik, tek kelime edilmeden, sadece muzigiyle bile insani etkileyebilecek 12 dakikalik bir film..Sularin altindaki gecmisine bakan, yalniz bir adamin hikayesi diyelim, fazla soze gerek yok izleyip gorun.